Güç ve Adalet

 

Güç ve Adalet

Herkes belli bir nispet ile kısmen güce sahiptir. Bir öğretmen sınıfın içerisinde, bir kaymakam ilçede, bir baba evin içerisinde, bir abi kardeşlerine karşı hep elinde nispi bir güç tutar.  Ve bu gücü kullanış biçimi ise ahlak ve irade ile doğru orantıdadır. Hakim olduğumuz sahada tasarruf hakkımız bizim ne kadar ahlaklı yahut ne kadar irade sahibi olduğumuzu gösterir. Bu gösteriş biçimi karakterimizi izhar eder. Ve çok kimseler bu izhar edişle birlikte ne kadar karaktersiz olduklarını gösterirler. Herkes kendi gücü nispetince ya adildir ya zalimdir. Ve hiçbir zalimin zulüm ile baş etmesi, onunla mücadele etmesi beklenemez. Etse bile komik kaçar.

Bir hoca talebelerinin arasında dahi adaleti sağlayamıyorsa, biz bu insandan adil tavrı talebelerine bakınca göremiyorsak geriye kalan iddialarının ne kadar boş olduğu hükmüne varırız. Evlatları üzerinde adalet gözetmeyen bir baba, kendi babasının adaletsizliğinden dert yanamaz. Küçücük bir ilçenin kaymakamı olan bir insan orada altında bulunan insanlara adil davranmıyorsa, bu insanın da adalet ile ilgili söylemleri lafü güzaftır. Gücü nispetinde adil olamayan hiç kimse kendisinden daha güçlü olanın adaletsizliği ile alakalı bir yorum yapma hakkına sahip değildir. Çünkü herkes gücü nispetince adaletsiz.

Mesela siyasi arenada bazı oluşumlar sözde adalet talebinde bulunuyorlar. Oysa kendi iç meselelerinde eleştirdikleri ne varsa fazlasıyla mevcut olduğunu görüyoruz. Böyle bir yapının adalet talebi ne kadar samimi karşılanabilir?  Ya da samimiyetin olmadığı yerde ne vardır? Hiçbir şey yoktur. İddia ispat ister. Eğer biz adalet arayışında isek evvela kendimiz adil olacağız. Önce kendimize karşı adil olacağız. Sonra altımızda ve yanımızda bulunan insanlara karşı adil olacağız. Hatta üstümüz olan insanlara da adil yaklaşacağız. Elimizde güç olması ahlaksız olmamamızı meşrulaştırmayacak. Güç ile adaleti değil, adalet ile gücü sağlayacağız.

Tarihi süreç içerisinde çok güçlü olduğumuz bir çok dönem mevcuttu. Bu dönemlerin bir kısmında da güç bize çok yakışmıştı. Gücümüz var diye ahlaksızlaşamayacağımızı çok iyi biliyorduk. Koca koca imparatorlukları çökerttik diye fildişi kulelerinden insanlara bakılmaması gerektiğini de çok iyi kavramıştık. Sonrasında ise biz bu gücü hak etmemeye başladık. Gücümüz ile ahlaksızlığımız eşitlendi. Ve gücümüzü kaybettik .

Şimdi tekrardan bu gücü elde etmek istiyorsak eğer ahlakı ve adaleti kuşanmak mecburiyetindeyiz. Ve bunu güç sahiplerinden beklemeden evvel bilinç sahibi olan her insandan istemeliyiz. En önce de kendimizden başlamalıyız. Ahlak ve adaletin olmadığı toplumlar güçlü olsalar bile yozlaşmaya ve yok olmaya mahkumdurlar. Ve bu yok oluştan kurtulmak için tek çaremiz adil ve ahlaklı olmayan hiçbir kimsenin içimizde barınmasına izin vermeyeceğiz. Bir insan ahlaksızlık yaptığı zaman pişmiş kelle gibi dolaşamayacak aramızda. O ahlaksızlığının bedelini tecrit ile ödemeli. Kanser hücresinin vücudu ele geçirmesine izin vermemeliyiz.

Ve zulüm ile mücadele etmenin en güzel yolu ise içimizde beslediğimiz zalimi öldürmektir. O zalimi öldürmediğimiz müddetçe hiçbir zalimin karşısında dik duramayacağız. O zalim ölmediği müddetçe hiçbir zaman ahlaklı bir insan olamayacağız. O zalim ölmediği müddetçe biz de zalimler zümresinden sayılacağız. Zalimler için yaptığımız lanet okumalı hiçbir paylaşım bizi kurtarmayacak. Eline güç geçmediği için kitlesel bir zulüm yapmayışımız bizleri o zümreden ayrı tutmamalı. İçimizde beslediğimiz zalimi öldürmek duasıyla.

 

Ömer Faruk Talan

5 Cemaziyelevvel 1445

Yorumlar

Popüler Yayınlar