KAVLİ MAZLUM, FİİLİ ZALİM
KAVLİ MAZLUM
FİİLİ ZALİM
Erzincan’da bir amcayla tanışmıştım.
İlginç bir kişilikti. Yazmayı seven, değişik bir düşünce yapısına sahip
birisiydi. Eşiyle ve çocuklarıyla arası bozulmuş, eşinden boşanmaya karar
vermişti. Çocukları da anneleriyle bir olup bu amcaya çok çektirmişlerdi. Uzun
ve çekişmeli bir süreçten sonra boşanabilmişti. Buraya kadar kendi ekseninde
anormal bizim için ise normal bir süreç yaşanmıştı. İşin ilginç tarafı boşanma
işlemi gerçekleştikten sonra yaşanmıştı! Amcamız boşandıktan sonra evini
Filistin bayrakları ile donatmıştı! Dedim ki amcaya Filistin bayrakları ne
alaka niçin böyle bir şey yaptın? Amca dedi ki, hakkından fazlasını hile ve
oyunlarla almaya çalışan, hile ve tuzaklarla kendini haklı çıkarmaya çalışan
herkes benim gözümde İsrail’i temsil eder. Ben bugün İsrail zihniyetinden
kurtuldum, bu sebepten temsili olarak Filistin bayrakları ile kutlama
yapıyorum. Bu gün İsrail’i kınayan daha doğrusu kınıyormuş gibi görünüp kendi
hayatında İsrail’in zulümlerini aratmayacak kadar zalim olan bireylerin ve
sosyal yapıların İsrail terör örgütünden ne farkı var acaba? Genel bir
kaidedir; kötüye buğzedilmez, kötülüğe buğzedilir. Haddini bilmeyen,
sınırlarını ihlal eden, elindeki imkanları zulüm için kullanan her birey ve
ideoloji potansiyel bir israildir. İsrail’in yok olması İsrail zihniyetinin yok
olması ile mümkündür. Zihniyetler yok olmadığı müddetçe biri gider biri gelir.
Gizli bir düşman her zaman için açık bir düşmandan daha tehlikelidir.
Bünyamin Talan
Mütefekkir şair böyle yazmış. El-Hakk doğru da yazmış.
Üzerine bir şey diyecek değilim. Ama diyeceğim, yoksa çatlarım 😊. Bu yazı bana
daha kur’an kursu talebesi iken okuduğum bir yazıyı hatırlattı. Yazının
muhtevası; ’’Biz çocuklarımız isimlerini Ali, Hasan, Hüseyin diye koyarız ama
işlerimiz hep muaviye’nin işlerine benzer’’ yazı tabii uzun ama bu minvaldeydi.
Evet bence de bütün mesele burada ki zihniyet meselesinde biter. Ali
taraftarıyız ama işlerimizden Ali değil muaviye razı. Hüseyin için matem
tutarız ama yezid bizimledir hep. Kafirlere nefret kusarken hayatlarımızın
kafirlerin hayatından pek bir farkı kalmadı. Ne göründüğümüz gibi olabildik, ne
de olduğumuz gibi göründük. Oysa firavuna karşı gelmek yetmez, Musa’nın da
yanında olmak lazım. Musa’nın yanında olmak yetmez, Musa gibi olmak lazım! Sabah akşam İbrahim’i övmek yetmez, İbrahim
olup putları yıkmak gerek! Hem de öce kendi putumuzu kırmamız lazım İbrahim
olabilmemiz için! Ama bir kişi ‘’ben nemrutluktan razıyım’’ derse keyfi bilir.
Bundan razı olana da bir şey diyecek değiliz. Canı cehenneme o kişinin artık.
Ömer Faruk Talan
Yorumlar
Yorum Gönder