PUTUMA DOKUNMA!
PUTUMA DOKUNMA!
‘’Bana İlah mahvedecek
bir uzuv lazım!’’
İsmet Özel
İnsanlık var olduğu günden beri bir ilaha tapınma
ihtiyacı hissetmiş. Hz. Adem’in (as) dünyaya inişi ile Allah (cc) direkt olarak
bilinen ve inanılan yegane ilah olmuş arzda. Ama ne olduysa oldu ve insanlık
Allah’ı (cc) ya inkara ya da ona ortak koşmaya meyletti. Süreç boyunca bunu
düzeltmek için peygamberler geldi ve insanlığı bu yapmış olduğu yanlıştan ötürü
uyardı. Bizim şimdi değerlendirmeye tabi tutacağımız zümre ise bu peygamberlere
inanan veyahut inandığını iddia edenler hakkında olacak. O zaman başlayalım.
İnanmayan ya da şirkte direten insanlar hakkında
söyleyecek bir sözümüz yok. En azından bu yazımızda. Netice itibariyle adamlar
mert bir şekilde küfürlerini yaşıyorlar. Peki ya inanlar ne yapıyor? Allah’a
(cc) inandım demekle inanmış olunuyor mu? Ya da şöyle soralım, put dediğimiz
şey sadece bir cisimden mi yapılır? Puta tapınmak belli ritüelleri
gerçekleştirmekten mi ibaret sadece? Ben burada masa, kasa, nisa putlarından
bahsetmeyeceğim. Benim kastım bu klişenin de dışında olacak. Klişe dediysem
hafife aldığım için değil. Bir şeyin klişeleşebilmesi için doğruluk payının çok
yüksek olması lazım. Sadece bu herkes tarafından defalarca anıldığı için burayı
geçiyorum (şimdilik).
Peki ya başka hangi putlar var hayatımızda? Biz
Allah’a (cc) iman eden insanlar da mı putlara tapınıyoruz? Bu iki soru
etrafında tefekkür etmeye çalışalım biraz. Bugün biz Müslümanlar yalnız Allah’a
iman ediyorsak eğer neden onun buyrukları karşısında kendi fikirlerimizi bu
kadar ön planda tutuyoruz? Yani bizim fikirlerimize verdiğimiz değer ne
derecede? Bugün her insan kendi fikirlerini put edinmiş durumda. Hepimiz
Allah’ı (cc) bir tarafa bırakıp kendi fikirlerimize iman ettik. Bugün bizler Rasulullah’ın
(asm) ümmeti olmayı aşağı, düşük bir şey görerek şeyhlerimizi, üstatlarımızı,
hocalarımızı, parti ve dernek başkanlarımıza tabi olmayı seçtik. Allah’ı (cc) razı
etmek reisi cumhuru razı etmek kadar haz vermiyor bizlere. Rasulullah’ın
buyrukları kahinlerin sözleri kadar işlemiyor kalbimize.
Bugün kimin kulu, kimin ümmeti olduğumuzu unutmuş
vaziyetteyiz. Acaba gerçekten unuttuk mu? Yok efendim kesinlikle ‘unutturulmuşuzdur’
yoksa biz unutur muyuz hiç böyle bir şeyi. Bu sahtekarlığa kesinlikle
katılmıyorum. Bizler ne unuttuk ne de bunlar bize unutturuldu. Bizler bile
isteye ve şuurlu bir şekilde Allah’tan gayrısına kul olmayı tercih ediyoruz.
Biz onun (cc) buyruklarını kendi buyruklarımızdan aşağı görüyoruz. Biz Rasulullah’ın
(asm) kelamını şairlerin, kahinlerin, filozofların sözünden aşağı görüyoruz.
Tolstoy’dan alıntı yaparken ışıldayan gözlerimiz ‘Allah Rasulü şöyle buyurdu’
derken yok. Hatta bunu bile demiyoruz, diyemiyoruz. Bunu aşağılık psikolojisiyle açıklamak
namümkün. Bu bizim bizzat tercih ettiğimiz bir şey.
Bu edindiğimiz konfor alanında gayet mutlu ve huzurlu
bir şekilde yaşıyoruz. Yaşıyoruz yaşamasına ama nereye kadar? Bu puta iman
edişimizle birlikte mi can vereceğiz? Bu benlik ve bencillik putları bizimle
nereye kadar gelecek? Ya da bu putlarla birlikte insan gerçekten bir yere
gidebilir mi, varabilir mi bir yere? Gelin bu putları yıkalım dediğimizde ise
hemen yenilerini dikme hevesine kapılıyoruz. Bir put yerle bir olurken hemen
diğerini dikiyoruz. Putlarla yaşamak hayat tarzımız olmuş. İçselleştirmişiz
putlarımızı.
Benlik ve bencillik putu bir yana, biz imanımızı da
putlaştırdık. İman dediğimiz şeyin mahiyeti ile öyle bir oynadık ki bizim gibi
inanmayan herkes kafir(!?) artık. Bizim gibi inanmayan, düşünmeyen herkes
dalalette. ‘Hayır öyle değil şöyle de olabilir’ demek bir cesaret göstergesi
olmuş vaziyette. Bir şiir üstadının da dediği gibi: ‘bize imanın şartını 6 diye
öğrettiler ama 60’dan fazla çıktı’. Şeyhlere, üstatlara, alimlere, sultanlara
iman etmemek küfür sebebi oldu. Hatta ne imanı ‘tenkit’ etmek bile yeterli
küfre düşmek için. Muaviye'yi tenkit edersen küfre düşersin. Şeyhime itiraz
edersen küfre düşersin. X partiye oy vermezsen de küfre düşersin. Allah Rasulü
(asm) cennetin kapılarını açmaya çalıştıkça biz kapama gayretindeyiz. Elimizden
gelse Allah Rasulünü bile sokmayacağız cennete. Sadece biz ve bizim gibi
düşünenler cennete girsin kafi.
İmanın bu kadar putlaştırıldığı yerde tabii ki inanlar
da ufukları dar insanlar oldular. O kadar dar bir alanda kaldık ki bağnazlığı
Allah’a (cc) imanın şartı olarak algılıyoruz. Böyle öğretildi çünkü bize. ‘Cemaatimizin,
şeyhimizin telif ettiği yazılar dışında her hangi bir şey okursanız ayağınız
kayar’ denilerek yetiştirdiler bizi. İman ettiğimiz Kur’an, şeyhimizin kitabı
kadar değerli değil bizim için. ‘’Sakın ha putuma dokunma!’’ diyerek konfor
alanımıza kimseyi sokmama gayretinden de bir an bile olsun ödün vermiyoruz.
Çünkü putumuza dokunulursa imanın 60 (veya 600 ben sayamıyorum çünkü) şartından
her hangi birisi zedelenebilir. Böyle de kavi imanımız var!
Hülasa: iman ettiğimiz şey ile iman ediyor
gözüktüğümüz şey aynı değil. Kalpazanlığı bir kenara bırakarak muhakeme edelim.
Kime, neye iman ediyoruz?
Ömer Faruk Talan
9 Rebiülevvel 1445
Yorumlar
Yorum Gönder